Bir fırfırlı dantelli kliot bir de sarışın sürtük kadın !!!

Bir fırfırlı dantelli kliot bir de sarışın sürtük kadın !!!

Uzuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuunnn zamandır buluşamıyoruz..yazıları yazamıyorum kusura bakmayın ama bugün içimden özellikle yazmak geldi…hatta bu yazıda şimdiye kadar en fazla 4 arkadaşımın bildiği inanılmaz utanç kaynağı bir sırrımı da vereceğim :D hadi bakalım…

>>> Hiç düşündünüz mü şimdiye kadar bilemem ama  insanı zorla utanç verici hallere düşüren durumlar var….hem zorundasın hemde rezil olman garanti gibi bir şey,ne yapsan kaçarın yok…ben düşündüm arkadaş:D Dünyada hem zorunda kalıp hem de rezil olmanın garanti olduğu tek bir durum var…ama her sene en az 1 kere tekrarlanacak bir durum…Her sene rezil olma kotanı doldurman için yaratılmış 2-3 saatlik zaman dilimleri bunlar…((bakın ipucu veriyorum sizde ki ampul de yanacak mı diye!!)) …okulla bağlantılı ve her sene olan,mecburi,sonunda bazen not olan,aile gururu olacağını düşünerek ailede utanç ve kahkaha kaynağı olacağın durumlar bunlar…hala ampul yanmadıysa geç kaldınız konumu açıklamak istiyorum… SENE SONU MÜSAMERELERİ…

>>>Şu an son cümleyi okuyup içinden koca bir küfür sallayan insanlar bizden…ee ne var bunda diyenler ise tam bir hayal kırıklığı,müsamerelerinde çok başarılı olduklarını,süper kıyafetler giyip ailelerini gururlandırdıklarını bu yaşta bile hala düşünenler ve geçmişinden utanmayanlar onlar…Siz bu yazıyı şu an burada bırakabilirsiniz ya da benimle beraber gelip geçmişinizdeki çılgın ameleliklere ayık duruma gelebilirsiniz…Çok canınız acıyabilir o senelere dönünce o yüzden mantıklı bir karar verin bence…Ben şahsen senelerce bu rezillikleri düşünüp artık aşabildiğim için en özel sırlarımdan birini bile verecek durumdayım…Size yeterince açık bir uyarı yaptığımı varsayarak tam hız devam ediyorum… =))

>>>Anasınıfından itibaren ilkokul,ortaokul ve ender bir şekilde liseye de sıçramış bu müsamereler; kesinlikle yaratıcı olmayan,yaa velileri de bekliyor şimdi ne yapacaz bu çocuklarla sene sonu diye zoraki düşünen öğretmenlerin elindedir…Yapacak bir şey yoktur…Müsamere onun elindedir,otorite odur ve süper bir iş çıkardığını düşünüp aslında öğrencisiyle beraber rezil olur :D Bu boka öğrenciyle beraber girmek ve çıkamamak o insandan alınacak en büyük intikamdır çünkü sorumlu odur,öğrenci kurbandır…Gösteri ne olursa olsun öğrenci köle gibi görülür ve düşüncelerine önem verilmeksizin söyleneni yapması beklenendir.Dolayısıyla fatura yaratıcı olmayan öğretmene kesilir…öğrenci sadece farkında olmadan,süper bir şartlandırmayla ((anneleriniz babalarınız çılgınca sizi alkışlayacak sizinle gurur duyacak bu şartlandırmalara örnek cümlelerdir)) ve ders görmektense gösteri çalışması yapmayı tercih ederek müsamereyi el mahkum kabul eder bi de işin kötüsü,gösterilerini sever arkadaş sever ya…iyi bir şey yapacağını düşünüyor..o zaman zeka yaşı düşük çocuk ne yapsın ki!!!

>>>Bazı gösteriler var ki insanın bağrında kanayan bir yara,böyle düşününce hay allah kahretsin böyle de bok atılmaz bi insana falan diyor insan…Bunlardan en fenası benim başıma geldi ya en fenası…yani fenafillah :D ((bu kelime burda kullanılacak bir kelime değildi bu arada)) şakacılık yaptım biraz :D eheh:D her neyse…Arkadaşlar benim başıma ne geldiyse anasınıfında ve 8.sınıfta geldi….8.sınıftaki çok çirkin değil ama anasınıfındakinin de çirkinliği hasan mezarcı fıkrasında bile yok ayni…Bu anlatacağım olay aynı zamanda uzun yıllardır ailem ve 2-3 arkadaşımla aramda kalmış bir sır aynı zamanda ama aştık artık bunları:D

Bilmem hatırlar mısınız? Hülya Avşar’ın bir klibi vardı bir platformun üzerinde poposunu sallayıp işaret parmağını seni gidi seni ifadesiyle ileri geri oynattığı hani…. Hemen şarkının adını da vereyim…BU GECE UZUN OLACAK :D bu yazıyı okuyan 2465 kişi şu an youtube’u açıp klibe bakacak net :D neyse.. İşte ne geldiyse bana bu klipten geldi…ufak tefek ama çok ufak tefek ve sevimli beyaz tenli bir çocuk idim..anasınıfındaki devasa büyüklükteki kırmızı rujlu godzilla benzeri öğretmenim de benim o sene sonunda Hülya Avşar olmama ve sahnede popo sallamama karar vermişti…benim o zaman aklım farkındalığım ne olacak ki karşı çıkim?? Hülya o zaman en güzel kadındı Türkiye’deki daha doğrusu bunu o kadar söylüyordu ki Türk halkı gerçekten en güzelin o olduğunu sanıyordu:D E dolayısıyla bende öyle sanıyordum,Hülya olacam diye mutlu olmuşum besbelli heheeeyy en güzel benim falan diye düşünüyorumdur o arada kesin..meğerse o veletlerin içinde en boka girecek kişi benmişim ya lanet..Ve eğer başınıza benimki gibi bir felaket gelmek üzereyse umarım benim annem gibi sevimlilik abidesi bir anneniz olmaz!! …

>>>Velhasıl..sahne açıldı ve ben sahneye çıktım..şarkıyı söyledim söyledim…bu arada kıyafetim de kocaman bir şapkam,şapkamın aynı kumaşından da tatlı KISA bir elbisem vardı aynı klipteki gibi…kıyafet sorumlusu annemdi… ama çok kazık atacak bir sorumlu… Şarkıyı söyledim ve asıl yere doğru ilerledim…POPO sallanacak kısma geldiğimde,yapmam gereken bu olduğu için gittim popomuda sağlı sollu salladım..işaret parmağımı da fıtı fıtı seni gidi gibilerinden salladım…mutluydum her şey tam yolundaydı ki…ben popo salladığım anda bütün salon eşek gibi gülmeye başladı…gördüğüm herkes yanındakine beni gösterip HUAHJAGFAKVASMFASKHAUAH diye hayvanca gülüyordu…öğretmenim bile!!!!    ….   o an bir bokluk bir rezalet olduğunu hissettim ve müsamere bittiğinde annemin elini tutarak hadi koşalım kaçalım burdan tribine girdim..ancak etrafım arkadaşlarımın aileleriyle çevrildi..herkes popomdan bahsedip,çok tatlıydın cansucum cibicibicibi şeklinde samimiyetsiz ve daha çok rencide edici şeyler söylüyordu!!! Anneme de oldukça kırgındım…Annemin popomun tatlı ve daha sevimli görünmesi için içten giydirdiği katlı katlı dantelli ve fırfırlı kilot beni bitiren son şey olmuştu!!!! herkes onu konuşuyordu!!! Kısa bir elbiseyle eğilince fırfırlı sevimli kilodum çok sükse yapmıştı..lanet olsundu kahrolsundu…herkes gülmüştü!!!! annem gözümden düşmüştü!!! ve popomu o şekilde sevimli yapabildiği için bunun gururunu yaşıyordu…rezaletti!!! işin kötüsü bu müsamerenin hala fotoğrafları mevcut ama onları bok görürsünüz!!!

>>> 8.sınıfta ise başıma gelen olay…michael jackson’un we are the wooorldd we are the childreeenn temalı dünya barışı içeren rezalet bi şarkısı vardı..onu ezberlemeyi unutmuştum ve en ön sıradaydım,son anda arkamdakine lan olum sen şarkıyı biliosun geç öne nolur dememe rağmen beni umursamadı kaltak ve en öne attı beni…perde açıldı ve ben sadece ağzımı saçma sapan oynatmaya başladım…bu arada üstümde de  geçmiş gösteriden kalan skin elbisem vardı ama kötü tarafı elbisenim kot pantolonun içinde olmasıydı…böyle çirkinlik pislik olamazdı…kostümümü giyememiş mal olmuştum…en öndeydim çirkindim ve ezberlemediğim bi şarkıyı playback yapıyordum!!! bi baktım seyircilerin arasından kim olduğunu bilmediğim sürtük sarışın bir kadın beni yanındakilere gösteriyor ve gülüyor..o an kadının ağzını okudum!!! ”bak bak şurdaki ezberlememiş ne biçim yapıyor bak huahuahua” dedi… mahfolmuştum..o zekasız görünen kadın bile bunu anladıysa herkes farkındaydı…boku yemiştim…şarkı bitti ve ben tam aradan götüm götüm sıvışmaya çalışırken…ingilizce hocası yakaladı…cansu ağzında ne gibi bi problem var falan diyerekten ağzıma bir de o etti..oysaki suç bende değil beni oraya o tiple çıkaranda ve benmle yer değişmeyen bencil pislik arkadaşımdaydı…ben elimden geleni yaptım sonuçta…popo sallamaktan iyiydi en azından..!! dünya barışının içine ettiğim ve farkedildiğim kabak gibi açık kaldığım andı..lanetti.

>>>Bir fırfırlı dantelli kliot bir de sarışın sürtük kadın….hayatımda beni rezil eden en büyük şeylerdi…o ikisine de hala lanet olsun ama düşününce ben bile gülüyorum ya asıl ona lanet olsun :D …Çocuğunuzu müsamerelere çıkartmayın hele ki ağaç çiçek böcek falan hiç kılığına sokmayın…çocuklara saygı duyun!!! aptal olabilirler ama büyüyüp intikam bile alabilirler…unutmayın!!!

bi türk kahvesi bir rakı…

bi türk kahvesi bir rakı…

Türk kahvesi ve Rakı….

bu iki olguya saygım kendime olan saygımla eşdeğer…milliyetçi bir insan asla olmadım olmam ama bu iki içecek konusunda oldukça hassasım..bebek poposu kadar hassasım.dünyadaki tüm yiyecek ve içeceklerden benim için en önemlisi bu ikisi..ikisinin de belli bir içiş şekli belli bir yapılışı,hazırlanışı var bence…kesinlikle uyulması gereken kuralları ve masalarının belli bir adabı var.bu kuralları ve görgü-adap olayının  bir noktasını bile yanlış yapan bir adam karşımda otursa sinirden beynime kan gitmiyor..ne muhabbetinden bir şey anlıyorum o masada ne de içtiğimden bir şey anlıyorum ikisini ayrı ayrı ele almak istiyorum…:D

Türk Kahvesi…
Öyle bir şey ki bu kolay anlatamam,her şeyine hayranım.fincanına,cezvesine,kahve çekirdeğine,yanında getirilen suyuna kadar.Benim için öyle böyle bir zevk,öyle böyle bir mutluluk kaynağı değil.görünce yüzümü güldüren nadir durumlardan biri.3 tane hali var…şekerli,orta şekerli ve şekersiz yani sade…çok şekerli olması yani extrem bir durum bal gibi kahveyi öldüren mahfeden parçalayan bir şey..mesela sadece çok şekerli içebilen birisi bence hiç kahve içmesin,kahve eziyet çekmesin,bizimde keyfimiz araya gitmesin…o kadar şekerden sonra ne kahve tadı alıyor ben gerçekten anlamıyorum…gitsin limonata falan içsin o:D:D 5.sınıf kahve içicisi olmaktansa 1.sınıf limonata içicisi olsun:D
İçimi kadar muhabbeti ve hazırlanışı da özel bu kahvenin,diğer kahveler gibi sallapati yapılacak bir kahve kesinlikle değil.en başta ağır bir içecek ama her yönden ağır..karakteristik bir içecek,tadı yerinde…acımsı…insana kahve içiyorum hissini veren tek kahve bana göre…
herkesle türk kahvesi içmem….muhabbeti ve gülüşü güzel olmalı.kahvenin verdiği acı tadı muhabbetiyle şekerlemeli o insan…ancak o zaman güzel kahve içmiş sayarım kendimi…ancak o zaman tam keyfine varırım.
öyle bir içecek ki..yapılışında beceri de söz konusu…herkes nasıl pilavı tutturamıyor,kahveyi de tutturamayanlar bir o kadar vardır.cezvesi bakır olmalı,o bakır onu miss gibi işlemeli…öyle bir miktarda kahve koyulmalı ki ne az ne de çok…tam yerinde olmalı ölçüsü…aksi taktirde ya su içersin ya da telve…şekeri de olacaksa kahve miktarına oranlı olmalı…hafif bir tat bırakmalı ağzında…yanında bazen bir bitter çikolata bazen de türk lokumu…nefis…tadından ne yenir ne de içilir artık…karşında da,muhabbeti güzel biri varsa ohhh bir kahve gününü gün eder cidden… ((canım istedi))
Bir de fal aşaması var…bu özellik başka hangi içecekte var Allah aşkına ya:D:D çok şeker bir durum…kahve dilek tutulur ve tabağına fıncanı ters çevrilerek kapatılır…kapatma yönü de kişinin kedine doğru yani içe doğru:D …haydi bir muhabbet de orda başlar ohh deme keyfine:D:D kahve böyle işte..benim için inanılmaz önemli,karşımdaki kişiyi ölçtüğüm,kişiliğini kendime göre tarttığım bir ortam da sağlıyor bana…keyfime zaten diyecek yooookkk heheeeyyy….

Türk kahvesine olan saygım ve sevgimden ötürü…içemeyenden fazla hoşlanmam…höpürdeteni zaten sevmem…her şey adabına göre güzel..

Rakı‘ya gelecek olursak….ben rakı içmeyi babamdan öğrendim.Babamı izleyerek benimsedim.Az içer ama güzel içer o adam.Babamı zaten ayrı severim bir de rakı içsin ben izleyim ki ooohhh sevgim aşka ulaşıyor.Bunu ona hiç söylemedim.söylemek de istemem.Bence rakı babamın içtiği gibi içilmeli…adabına uyguuunn ohhh
rakı bardağa doldurulacaaak,üstüne buzz gibi su koyulacak ama içine buz asla atılmayacak…rakıyı bozar.buz yerine soğuk su ve en hoşuma gideni ehlikeyf..soğuk kalsın rakı diye ehlikeyfe koyulacak yavaş yavaş muhabbetiyle mezesiyle içilecek,yanında da şalgamı olsa of!…içen adam sağlam olacak,öyle 2 yudumda kafası teklemeden,dili sürçmeden devam edecek içmeye….bir de yanında fasılı olsa o rakının…kendine has müziği,türk sanat müziği…kemanıydı kanunuyduu uduyduuu allaaahhh allaahh….5 gün mutluluk sebebi..unutulmaz ortam…demleneceksin sonra yavaştaan yavaştan kah kahkaha atacaksın kah oturup göz dolduracaksın..
kahveyi herkesle içmediğim gibi rakıyı da içeceğim insan sayısı az…hatta kahveden daha az.rakıyı içen insan o içkiye aynı benim gibi saygı duyup ,belli bir usulü olduğunu en başta kabul etmeli…rakıyı kendi müziğiyle kendi muhabbetiyle ve kendi mezeleriyle yiyip içmeli…ve tabi ki rakıyı yakışacağı ortamda içmeli…misal club’da,sokakta  rakı içmek ne demektir!!! bunu yapan birine saygı duymayı geçtim,beni o rakı masasına kendini öldürse oturtamaz…benle içmek isteyen adam bana uyacak arkadaş,benim kafamda olacak…dedim ya hassasım diye..kavganın alasını bu yüzden yine çıkarabilirim…ama güzel içeni de bulsaaaam seyretmelere doyamam,kadehimi üstten değil alttan vurup selamlarım onu masada…bir hoş olur içim..keyiflenir hüzünlenirim…

benim kendime has değerlerim var… benim ailemden gördüğüm,büyüdükçe de üstüne bir şeyler eklediğim prensiplerim var…ne temizlik ne sıkı çalışma ne de başka bir şey…en büyük 2 prensibim bir türk kahvesiyle rakı arasından geçer…bende böyleyim işte…Bence değerlere sahip çıkmak  anca böyle prensiplerle oluyor…tavsiye ederim..gelin uyun bana =))

çalışüürüm…ben yuaa

çalışüürüm…ben yuaa

çalışıorum oluuum ben…işe başladım yorgunluktan yeni yazı çıkaramıyorum..üzülüyor muyum evet..okunuyor muyum yazmasam da evet bu mutluluk sebebi…ama farkettim ki bugün tıklanma sayım 3e düşmüş..o dedim durum dedim vahim dedim..alim dedim gidim blogumuda dedim…blogumu istiyorsam dedim alim dedim gidim dedim…

o değil de…kendimi bi toparlayim yeni yeni patlatıcam yazıları yapıştırıcam sağdan sola yukardan aşaaa:D:D

öpüyorum..siz okumaya devam edin ben arkadan gelicem…öpüştüm. 

yukardaki baykuşuda size gönderdim hadi sevinin..okan falan yokken biz baykuş severdik bu arada bunu da söyleyim de hak yenmesin :D :D o baykuş sizi poponuzdan ısırsın.babay keh keh :D

no cofee,no workee!!!!

no cofee,no workee!!!!


Son 2 gündür yeni arayışlara girdim…interneti karıştırıyorum…twiter’da follow için yeni tipler arıyorum…Facebook’un ana  sayfası evim gibi oldu…en sonunda matematik dersi almaya karar verdim…iktisat matematiği…demek ki yapacak hiçbir şeyim yok..ne bir aktivite ne bir  şey…matematik dersi almaya karar vermem benim için oldukça vahim bir durum..asosyalliğimin en büyük simgesi falan sanırım..hayatımda hiç bu duruma düştüğümü hatırlamıyorum..bu hale hiç düşmemiştim..sonuçta ben ve matematik birbirimizden oldukça nefret eden kanlı bıçaklı düşmanlarız ama nedense hayatım boyunca hep darbeyi ben yedim hala da yiyorum…sanırım aramızda aşk nefreti var…matematik  bana çok uzak…beni bilen bilir matematikten resmen tiksiniyorum…bu yüzden 2.35 ortalamayla geçtiğim dönemden 4 kredim kaldı…ilk dönemin zaten hepsi kaldı..müthiş bir durumdayım….
2.dönem derslere çalışmaktan asosyal ötesi bir durumda kaldım.hayatımda başıma gelmiş bir şey değil ve ders çalışmaktan nefret ediyorum…hayatım boyunca nefret ettim ve hayatım boyunca da çalışmadım.öss’de de vahiy geldiğine ve benim bu sayede istanbul üniveristesi gibi bir üniversiteyi kazandığıma nerdeyse eminim..ama vahiylere o kadar inanmam…lafın gelişi işte…bir şey geldi sonuçta yoksa o sadece benle olacak iş değildi.…çalışmayı bile bilmem ki ben…üniversitede de kopya bir yere kadar arkadaş..3.senemdeyim hala mal mal çalışmamak için direniyorum…neyse ben matematikten kaldım….ve ders almaya karar verdim..en azından alttan verim de kurtulayım şu dersten diye…sıkıntı stres….başka hiçbir şey değil…bunun yanında matematik sorularını silindir gibi ezip geçen zekaların neden Türkçe ve tarih gibi derslerden sürekli çaktığını hiçbir zaman anlamadım…her neyse klinik vaka!
***2.dönem bu kadar ders peşinde koşunca AA-BA gibi notlarla fazlasıyla tanışmış oldum ama bu benim için bir hırs meselesi de değil…hala okumanın bana göre olmadığını biliyorum…sosyoloji okumalıydım ben…psikoloji ya da…onların insanıyım resmen ama napalım

**şimdi önümde 2 plan var…1.si matematik dersi almak ,2.si izmir’e gitmek…1.si ne kadar sağlam bilmiyorum ama 2.si beni kurtarabilir nitelikte bence…arkadaşların olduğu her yer eğlenceli sonuçta…arkadaşlarımı severim…ÇOK!  …onlarla beni en gereksiz mekana bile koysanız yine de keyfim yerinde olur yine de eğlenirim…arkadaşlarımı bir ayrı severim  ve onlarla  her daim mutluyum diyebilirim…hayatımda yaptığım en başarılı seçimleri bu dalda yaptığıma inanıyorum ve bir yandan da nazar değmesinden oldukça korkuyorum.

 
**Ders konusuna geri dönecek olursak da kahvesiz ders olmaz arkadaş…kahve uyku açar falan değil,benim uykum olsa dev kahve çekirdeği kemirsem yine uykum açılmaz zaten…((şu an kendimi bunu yaparken hayal ettim ve elendim )) kahve büyük bir keyiftir sadece :D ders çalışırken ağzı boş duramayan insanlardan biriyim ve yurtta kaldığım için de en çok kahve eksikliği çekiyorum…türk kahvesini bırak 1 fincanda içmeyi kupayla verseler anında siler süpürürüm…amaç ders varken ağzımız boş kalmasın :D kahve şarttt kahve güzel…kahve yoksa ders yoook çalışmak yook uyanmak yok :D

***bir resim buldum bugün((hatta şu an üst tarafta duruyor))…acayip hoşuma gitti..kendimi oradaki baykuşla özdeşleştirdim…elinde kahve olduğu halde işe isyan etmiş,hayata karşı mahfolmuş bir halde hala duruyor…aynı biz,aynı öğrenciler gibi…kahve bile kurtarmaz kanka modunda…gözler desen zaten gitmiş..zaten bir sıçtın mavisi olayımız var herkes biliyor bunu…başımıza daha ne gelebilir ki diye bekliyoruz…eğitim sistemi bizi bayağı hırpalıyor,gerçi laf söylemeye de gelmez şimdi sisteme malum hapse atıyorlar öğrencileri falan…korkar olduk okumaktan…
bence öğrenci simgesi olarak bu baykuşu ve sloganını kullanmalıyız ülke genelinde…sloganı Türkçeleştiririz ve yolumuza bakarız….üstümüz başımız yırtık,final zamanı ne makyajımız var ne bir temiz halimiz… hem pisiz hem çirkin…gençliğin baharında ne gerek var aslında ama napalım artık..en azından kahvemiz var…ufak da olsa bir keyif ??

Bundan sora;
kahve yoksa iş de yok…ya da her ikisi de yok…ya da biri var biri yok…ders varsa hayat yok…hayat yoksa kahve yok..türk kahvesini severim=))

ERROR çanları benim için çalıyor !! O.o

Bu insanlar ne diyor ! O.o

Bu insanlar ne diyor ! O.o

***cidden tam attığım başlık cümlesini sürekli içimden tekrarlıyorum ve yeni şeyler de ekliyorum…paranoyaklığın ve anlama eşiğimin çok ilginç noktalara geldiği bir durumdayım…arka arkaya dumurlar yaşıyorum..önce dikkat dağınıklığım olduğunu düşündüm bayağı bir odaklanmaya çalıştım,odaklandım da gayet ama sorun orda değilmiş…şu an gerçekten bir şey anlamıyorum..aslında anlıyorum ama ne anladın diye sorsan sadece duyduğum cümleleri tekrarlayıp bir yorum yapabilirim ‘bence şundan bundan bahsediyor’ diye…çok çılgın anlar yaşıyorum..beynimdeki algı kapıları, oluşan algı akımından dolayı sürekli açılıp açılıp kapanıyor… çok fena..!

 

**bu insanlar ne diyor anlamıyorum! Anlamadığım gibi birde aynı anda hem alttan hem üstten hem yandan yazılar geçiyor,bu altyazıların bir anlamı olmalı,bu konuşan adam sadece bir spiker olamaz…bir spikere göre alışılmadık bir şekilde donanımlı,olabildiğince kendinden emin,çıldırmış gibi her söylenen şey hakkında konuşabiliyor…yorum kabiliyeti ise had safhada! peki programı sunan kadın??  Hem de sabah 5.30′da başlayan bir programda?? bu altyazıyı gerçekten anlayanlar var mı? normal bir insana göre fazla hızlı değil mi? ben bu kanalı nerden açtım?? neden şu an abd hazine tahvilleri ve asya borsaları gibi başlıklar okuyorum…bu kendimi çok kötü hissettiriyor…o adamın dediğinden tek kelime anlamıyorum yani kelimeleri anlıyorum ama bütün olarak bakınca bu konuda şu an sıfırım sıfır!… ekranda bir yandan altyazı bir yandan üst yazı geçiyor…hangisi ne anlatıyor,anlamam için nereye bakmam lazım… bu haber programı üst düzey kafalılar için olmalı…neden bu kadar mongollaşmama rağmen hala bakmaya devam ediyorum,çekirdek yiyince bağımlılık yapar bir türlü bırakamazsın ya,aynı öyle bir hisle ekrana bakıp söylenenleri dinlemekten kendimi alamıyorum…neden kumandayı elime almak zap yapmak isterken bir yandan da istemiyorum… tam bu cümleleri yazarken adam öyle bir grafik yorumladı ki… bırak yorumlamayı bakarak çiz desen çizemeyeceğimden neredeyse eminim… zaten son dönem iktisattan da şans eseri geçtim… ekonomi,para vb şeylerin grafikleriyle aram hiç iyi değil…Bunun eksikliğini şu an göz ve beyin hücrelerim başta olmak üzere her hücremle hissediyorum…

 

***Şimdi gelelim bu programa..açıklayım ki durumumu siz de anlayın :D cnbc-e varya….orda bu saatlerde ekonomi programları veriliyor…oradaki yazılar,altyazılar,açıklamalar da varya…insan işi değil şu anki halime bakılırsa…

ben şahsen tüm hüzünlerim ve anlayamamazlığımla başbaşa kaldım… ilk defa geceyi yaşamak yerine uyumuş olmak istedim hatta…başıma gelen çok kötü şeylerden biriydi hatta biri,hala devam ediyor,kopamıyorum…hiç bir şey anlamadım! borsa takip eden insanlara saygı duymak gerekiyor sanırım… arkadaşım, onlar deliler mi manyaklar mı… neresinden ne anlıyorlar… şu ekonomi haber bülteni

normal insanlar için değil, acaba o spiker sadece prompterdan mı okuyor,hani bağlandığı muhabirlere de sadece ”evet evet, hı hı ,evet ,görünen o yönde, evet” gibi geçiştirici laflar mı söylüyor yoksa o da ekonomiden o yazılardan konuşmalardan anlıyor mu !!! eğer o kadın bunları anlıyorsa biz diğer spikerlere gidip yahu sen ne yapıyorsun ki,bak bu kadına çılgınlar gibi sabah 5.30’da program yapmasına rağmen giyinmiş,süslenmiş,mis gibi makyajını yapmış,sabahın verdiği ağrılığı üstünden atmış,zihnini açmış ve çılgıncasına ortama katılıp doğaçlama yorumlar falan yapıyor..kendi dalında bir efsane bence..hatun taş arkadaş!!! Bir insan bir kadından daha ne bekleyebilir anlamıyorum!!
***programın adı da geri sayım:D genel olarak kaçtan geriye doğru saydıklarını bilmiyorum ama şu an 5dk’dan aşağı sayıyorlar ,bunun nedenini anladım…piyasalar 5 dakika sora açılıyormuş…benim de algı eşiğim gayet iyi durumda şu an,paniğimi üstümden atınca borsacılar kadar profesyonel şekilde anlamasam da işime yarar noktalar bulabilmeye ve anlayabilmeye başladım WOHOOO!! bu kadın da hem güzel,hem hızlı,hem ekonomiden anlıyor,deli gibi bir şey zahir bu…bu nasıl kadın…fena kadın çılgın kadın…KAPKADIN…DUBLE KADIN…((eğer bunları okuyorsa onun için söylediğim şeylerden sonra bu kim keşke erkek olsaymış,kıymetimi anlamış diyeceğinden şüphem yok))

 

***bir şey deyim mi? bunlardan anlayan bir insanın konuşamayacağı konu olmaz , çok gündem takibi ve anlık değişimlerle işliyor bu iş…böyle bir insanlar karşı karşıya gelince siyaset spor,iç işler,dış işler,gündem her şeyden bahsedebilirsin…bir de böyle bir insanın karşısında boş bir insan duramaz diye düşünüyorum şu an…bilgisiyle döver kesin,aynı Okan Bayülgen gibi…arkadaş adam biliyor,kendini imkansız bir şekilde geliştirmiş,zeka desen masa üstündeki eşyayı zihin gücüyle hareket ettirecek kadar fazla..o adamın karşısına neden boş boş tipler gelip oturur senelerdir hiç anlamam…ben olsam kendime güvenmeme rağmen yine de tırsarak otururdum karşısında..laf soksa bana bir bildiği var derim kabul ederim neredeyse o derece…bu sunucu kadın da aynı böyle olmalı…

Diyeceğim o ki,dişi hareketi başlasın…bir androidle karşı karşıyayız bence…erkekler bu kadar erken hazırlanmış, 5.30’da işinde ve yüzünde uyku şişliği olmayan zeki bu kadını görürler ve bir fark ederlerse işimiz çok zor…evde kalmak için bize yeterli sebep doğuruyor…acil bir çözüm bulmak gerekiyor aksi durumda bizim yiyeceğimiz 40 fırın ekmek var..gerçi biz onu da yeriz kilo aldık diye millete hayatı zehir ederiz de neyse… :D

 

***bu çok üst düzey geldi bana…sunucunun dediklerinin hepsini anlıyorum ama bir cümleden diğerine geçince öncekini unutuyorum… belki de benim çok uykum vardır,beynim bulanmıştır falan..çok abarttığımın farkındayım ama abartılar komik oluyor sonuçta :D

 

***en üstteki altyazı ülkelere göre kurları,2.ve daha hızlı olan altyazı da hisse senetlerini..en üsteki üst yazı da bendeki errorları veriyor…şu an bilgim bu kadar…
….program sonunda 5litre morfin yemiş kadar yorgunum…borsacılara ve ekonomistlere hayatta başarılar diliyor,benden biraz daha uzak durmalarını rica ediyorum…daha zamanımız var kaynaşmaya..

ama tavsiye ediyorum açın izleyin sabah ekonomi programlarını…abartmış olabilirim ama bir sürü şey de öğrendim son 1 saat içinde…bence zarardan çok yarar var…hem ne zaman görülmüş bir şey öğrenmenin kolay olduğu…dinleye dinleye,izleye izleye,okuya okuya…diğer türlü insan olunmuyor.

ben anlarımm çünkü en iyi ben tanırım seni!! =)))

ben anlarımm çünkü en iyi ben tanırım seni!! =)))

**belki de hediye edilecek en güzel şarkıyı buldum…sözleri falan her şeyi saçma bir hüzün veriyo içime o arada da o ritimle sallanıyorum ama :D :D bu şarkıyı dün gece Ayan’a hediye ettim…Ayan sıkılıyor,karlı havayı sevmiyor,içine Halil Sezai kaçmış gibi…ama gece onla webcam de konuşmak gibisi de yok…çünkü beni görünce gülüyo…bazen telefonda söylediklerimi yanlış anlayıp yüzüme kapatıyo telefonu ama tekrardan arayınca hiç bir şey yokmuş gibi devam edebiliyoruz…Ben Ayan’ın sinirinden sonra gelen sakinlik ihtimalini sevdim :D :D ama o bilir ne kadar sevildiğini…celallenir arada falan ama tırt…biz her türlü barışırız… :D sora o kendini öptürmez gıcığım geçmedi der falan…ama bunların hepsiiiiii geçici…gıcığının geçtiği nokta gelince benden güzeli yok…agresif…tombul bir kuş olması haricinde…O AYAN’dır arkadaş…nerden buldum nerden ettim bilmiyorum ama olması beni mutlu ediyor…bu şarkıda ona gidiyor…Ayan bak ünlü oldun ha… 80 tık tık alıyor bu blog günde :D sevin :D ünlü oldun :D  bu şarkıyı ona hediye ettim çünküüüü duvarları sağlam yıkılmaz sanıyor o,o öyle sansın ben anlarıııımmm LALALALALAAAA anlarım ki sen AYANsın LALALALA :D

fotoğrafını eklerdim aslında …sevimli fotoğraflarımız var..ama o fotoğrafının konmasından hoşlanmadığı için…ayan sizin için gizemli biri olarak kalacak :D :D  o benm=)

bu işte bir iş var sen doğal değilsin
biri girmiş aklına değişmişsin
sanki biraz evvel ağlamış gibisin
sen konuşmasan da ben anlarım

çünkü en iyi ben tanırım seni
ben anlarım, sakladın silinmedi
duvarların sağlam yıkılmaz sanıyorsun
sen öyle zannet ben anlarım

anlarım ki sonbaharsın
şimdi boş sokakların

titriyor duvarların
dokunma dersen ben anlarım.

şimdi gözlerin kırmızı bir fonda
kalbin uzak yerde elin telefonda
yutkunuyorsun acın boğazında
sen konuşmasan da ben anlarım

çünkü en iyi ben tanırım seni
ben anlarım, sakladın silinmedi
duvarların sağlam yıkılmaz sanıyorsun
sen öyle zannet ben anlarım

anlarım ki sonbaharsın
şimdi boş sokakların
titriyor duvarların
dokunma dersen ben anlarım.

şair burda dedeme seslenmiş!

şair burda dedeme seslenmiş!

***Yetkilileri çok fena uyarıyorum!! Eğitim sistemimiz çok çılgın O.o ..Kafayı sıyırmış bir sistem.Dikkatinizi çekerim bozuk ya da düzensiz demedim…ÇILGIN dedim.Yani bir insanın Türkiye’de öğrenci olduğunun farkında olmasının yanı sıra bir de bu ülkede öğrenci olduğunu ÇAT ÇUT yüzüne çarpan acayip durumlar var.

***Türk eğitim sistemine özgü ve ülkede eğitime başlayan ilk okuldan beri insanlarımızın karşısına çıkan özel,şaheser,enteresan,garip ama çılgın kalıplar var ve bunlar hiç bir zaman değişmeyecek.çünkü değişirse o zaman benliğimizi kaybedip farklı bir ülkede yaşadığımızı düşünebiliriz.Türk insanını asimile etmenin en büyük yöntemi eğitim sisteminde tee dedemizin dedesinin dedesinin dedesinin dedesinin dedesinin dedesi zamanından kalma kalıpları değiştirmek,yenilemektir. Bu değişimleri yaptığımız taktirde biz bittik arkadaş.İşte asıl o zaman vatan millet kalmaz yani,insanlar sorgular ben nerdeyim diye…

***Hepimizin yaşadığı ve arkadan gelen jenerasyona ısrarla yaşatılan ders hallerimiz,ders kitaplarımız,öğretmen klişelerimiz ve cümlelerimiz var.Mesela kendimi bildim bileli hep aynı tarih konularını okuyorum…kitap sanki her sene kendini tekrar ediyor sadece artık büyüdük diye paragraf sayısını artırıyorlar ama önemli noktalar hep aynı… en basitinden ‘Anadolu’nun kapıları Türklere açıldı” diye bir cümle var ya.bu cümleyi ilk kim yazdıysa bayağı bir hayal gücü kullanmış,bir edebiyat yapmış bir hoşluk yapmış ama adamın kurduğu cümlenin her dile bu şekilde pelesenk olması bence çok fena bir şey.artık öğrenmeyi geçtik bu dalga geçilecek bir kalıp haline geldi…Hatta öğrencinin kafasına vurduğu anlar bile olabilir.Hoca dersi anlatırken bu cümleyi söylediği anda ((ki hep söyler,hiç sekmez)) öğrenci hemen transa geçer,en azından ben geçerdim..insan düşünüyor ister istemez…böyle atlılar,toplular,piyadeler alalalaaaa akın ediyor Anadolu’ya…ama bir de bakıyorlar ki kocaman bir kapı,kapı o kadar galibiyetin hatrına inanılmaz bir şekilde etrafından nurlar saçarak açılmaya başlıyor ve böylece tüm ordu Anadolu’ya o yüce kapıdan girebiliyor!!!  Bu benim gözümde canlanan kapı… kim bilir daha neler uyduranlar çıkar bu cümleyi duyunca… Bu uydurma durumu tamamen dersten ne kadar sıkıldığına bağlı olarak genişleme ve daralma göstermeye de müsait! …. öğrenci bu cümleyi takıntı haline getirse nolur,bu durumla kafayı bozsa,şizofrene bağlasa falan…bence çok fena şeyler çıkabilir ortaya…mesela hoca sınıftan içeri girince…çocuğun göz seyiriyor falan,o arada içinden tekrarlıyor…”veee sınıfın kapıları hocaya açıldı”’ gibilerinden… insanı delirtmeye oynuyorlar bence ama ne delirmesine izin veriyorlar ne de aklı yerinde mülayim bi insan olmasına….ortada bırakıyorlar seni amaç bu :D

   ***Ben hatırlıyorum,bizim lisede acayip sevdiğim şeker mi şeker bir tarih hocam vardı.. Çetin Hoca! …bir tarih dersi anlatırdı sıkılmak mümkün değil…biz tam bu ”Anadolu kapısı” konusundayken ,birden dönüp sordu : ”Bu cümle böyle diyor da tam olarak anlatılmak istenen ne hiç düşündünüz mü diye” …bu hayatımda mala bağlayıp ağzımın kenarından salya akıttığım hatta tüm sınıfın akıttığı nadir bi soruydu.O an sınıf Türkiye’de öğrenci olduğunu anladı resmen…herkesin gözü seyiriyor,bakışları donuklaşıyor ve ağız kenarından salya akıyordu….sorunun kazıklığından değil bu apışma,tamamen eğitim sisteminin yüzüne çarpmasından…benim ne günahım var da bu cümle bana her sene itelene itelene artık bilinçaltıma yerleşmiş düşüncesinden kaynaklanan bir durum. Neymiş ”Anadolu’nun kapıları Türklere açılmış!!” peki…yaratıcılıkta sıfırız sıfır.senelerdir aynı şey aynı lanet.üniversite 1.sınıftayım bu sene bile bu cümleyi okudum arkadaş!!! o derece!

***Hepsi tarih dersiyle sınırlı değil tabi,mesela kimya dersinde H2SO4 formülünün açılımı ”hasan iki salak osman dört” ,ondan sora ne bilim coğrafyada akdeniz ikliminin özellikleri ”yazları sıcak ve kurak,kışları ılık ve yağışlıdır” bu cümlenin terse dönme ihtimali bile yok şu şekilde ”kışları ılık ve yağışlı,yazları sıcak ve kurak” …halbuki aynı şeyi söyledim.Ama sadece tersten söyledim diye tüm ezber bozuldu biz bu cümleyi anlamadık,tınısı vurgusu bile bir insanın içini fena yapıyor…senelerdir öyle bir kazımışlar ki tersten söyleyince anlama ve öğrenme olasılığımız %30′lara falan düşüyor…genimiz buna müsait değil :D

***Amaaaa amaaa amaaa asıl bomba edebiyat dersinde edebiyaat heheey! … O edebiyat kitabında,türkçe kitabında sınıfta okutulan konuların ya da ev ödevi verilen konuların illaki bir de bilinmeyen kelimeler,bunları anladık mı,şuraları kavradık mı,paçaları sıvadık mı,derelere atladık mı gibi öğrenciye ızdırap çektiren soruları falan olurdu..olurdu dediğime bakmayın hala var sadece çaktırmıyoruz :D  o soruların cevapları da aynı cümle kalıbıyla aynen konunun içinde olurdu zaten…çocuğun kendi cümlelerini yazacağı,o soruyu cevaplamak için konuyu kavraması gereken bir durum asla asla asla yok …kopyala yapıştır yapıyoruz ve sadece sorudaki soru ekiyle,soru işaretini atıyoruz, işin kuralı bu… Bu kadar yararlı ve bilgilendirici bir kitabı basan utanmadığı gibi bunu ödev olarak veren öğretmeninde büyük ihtimalle akıl sağlığı iyi değil… şüphe edilecek bir sürü kafa yapısı var burada…

 ***edebiyat’ın falsoları say say bitmez…bir de şey var mesela…yılların sorusu; dünyanın en kabız en fena en sorulmaktan utanılması gereken soru… ”Şair burda ne anlatmak istemiş?” aman Allahım Aman Allahııımmm soruya gel ya soruya :D  yahu şair darlanmış,şair sevinmiş,şair içmiş içmiş 2 cümle sallamış,şair


depresyonda….adam o an ki ruh hali neyse bir şekilde onu yazmış işte…bunu şairden başka kimse bilemez ya,belki adam parola koydu şiire okuyan kendine yazıldığını anlamasın diye,ne bilim köpeğinin ölümünün yasını ya sevgilisi ölmüş gibi anlattıysa…biz sevgili deyip geçecez köpeği!!!

*** ”öğretmenim burda şair dedeme seslenmiş!! ,,öğretmenim burda şair kaplumbağaların önemli hayvanlar olduğunu anlatmış  ”  O.o

Bu sorulara tüm öğrenciler birleşecek ve böyle saçma cevaplar verecekler ki birileri artık bunların saçmalığına ayıksın diye…gerçi bizimkiler ayıkmaz,sen benle dalga mı geçiyorsun çocuk deyip ya üstüne yürür ya takar dersten geçirmez….Dedim en başta Türkiye’de eğitim sistemi insanın yüzüne çarpar diye, bakın çarpıyor!! sorulan şiirler de hep bayrak,vatan,millet sevgisi anlatan şiirler..yani şair ya bayrağa seslenecek,ya askere seslenecek ya da halka seslenecek ötesi yok!!

*** Mesela bir de sezen aksu’nun da yeni yorumladığı Cemal Süreya’nın ”Sayım” şiiri okutulup şair burada ne anlatmak istemiş diye sorsunlar…ama yemiyor tabi bir yerde… şiirimiz de şöyle bilmeyenlere gelsin bir bölümü…

ayışığında oturuyorduk bileginden öptüm seni

sonra ayakta öptüm dudagindan öptüm seni

kapı aralıginda öptüm soluğundan öptüm seni

bahçede çocuklar vardı çocugundan öptüm seni

evime götürdüm yastığımda kasıgından öptüm seni

*** Evet mesela Cemal Süreya çok büyük edebiyatçılardan,çok mükemmel kalemlerden biri ((her ne kadar ergenler şiirlerini facebook şiirleri haline getirmiş olsalarda))…söyleyin bakalım burada şair ne anlatmak istemiş,kime seslenmiş….hatta şair burda nerden öpmüş onu söyleyin bana  :D yiyorsa da koyun kitaplara bu soruları sorun arkadaş öğrenciye…amaaa yoookk birazcık erotizm kokuyor bu..ı ıh günah,ayıp,küçücük çocukların aklına böyle şeyler girmez olmaz!!! DELİLER!!…Anadolu’nun kapısını bir açtınız bir daha kapanmadı,şairiniz de hala bir şeylere sesleniyor !!!  biz böyle yetiştirildik ya bizim çocuklarımız bari bu saçma kalıplarla büyümesin….sora yeni nesil manyak diyorlar,olmaması için sebep yok…eğitim sistemini bir incelesek mi dersiniz artık? Biraz yenilik falan hani??

***eğitim sistemimiz sempatik ama yanlış !!!

o değil de… ben burda kime seslendim!?!? O.o  O.o

ara renk yoktur,saygısızlığa uğrayan renk vardır!!! O.o

ara renk yoktur,saygısızlığa uğrayan renk vardır!!! O.o

 

***Renkler; hayatı hayat yapan süper oluşumlar.Bence onlar olmasa hayat eksik kalırdı. İnsanın karakterini yansıtabilmesi için en büyük ve en sevimli araç olduklarını düşünüyorum.Yaşamı sürdürebilmemiz için renklere kesinlikle hem göz zevki hem de güvenlik açısından ihtiyacımız var.Güvenlik açısı derken; kırmızı renk içeren böcekler zehirlidir ve yaklaşılması tehlikelidir diye bir durum var,bunu anlamamız renkler sayesinde olduğundan önemlidir renkler.Bu sebeplerden renklere saygı duyulması ve onların sevilmesi taraftarıyım.Ancak biz bunun yerine ne yapıyoruz? -RENK AYRIMI! Ne demek ya renk ayrımı,renk ayırt edilir mi arkadaşım?? Renkler arası ırkçılık gibi geliyor kulağa.Mesela biz seni ayırt ediyor muyuz diğer insanlardan?? Ayırt edenleri de ayrımcılıktan suçlu ve hasta ruhlu görüyoruz!  Ama çoğu insan renkleri ayırt ediyor.Yok siyah renk değilmiş yok beyaz renk değilmiş,yeşil ara renkmiş falan.Laaağğnnn deli deli olmayın! Renk renktir yani; arası,ortası,anası olur mu ki ?

 
         ***Bir de siyah renk değildir diyenler var.Bu siyah renk değildir diyenlere soruyorum:  O ZAMAN SİYAH NEDİR!!!!!!???? şimdi aradan bir manyak çıkacak ”siyah gölgedir,siyah yok oluş,karanlık simgesidir” falan diye edebiyatın ağzına edecek burada.Yok bizim karnımız tok! Böyle felsefe bağımlıları vardır ya hani,tuvalate gidecek olsa bunu da felsefi bir cümleyle söyler o kesin.Öyle insana ben hiç gelemem.Adam dediğin net olacak, lafı karıştırmadan bulandırmadan çat diye söyleyecek yani! Ama tabi ki bu sahip olunan dobralık da kocaman bir patavatsızlığı getirmemeli yanında,o daha beter.Felsefe yapsın daha iyi. Zaten şu an başımıza gelen tüm renk ayrımlarından bu edebiyatçılar sorumlu.Neymiş?? beyaz tüm renklerin birleşimiymiş! Artık uyduracak bir şeyin kalmadığı noktada ilgi çekmeye çalışan bahtsız basiretsiz filozofun ağzından kaçmış bir cümleden başka bir şey değildir bu,basireti bağlanmış ve böyle bir cümle çıkarmıştır kafasından.Madem beyaz böyle her rengin karışımından oluşuyor deneyelim.Karıştır bakim tüm renkleri ne çıkacak oradan? Allahaşkına inanmayın böyle,yok beyaz her rengin karışımı,yok siyah renk değil karanlık,yok turuncu ara renk.Bırakın renklerimizi rahat etsinler ya =/ İlla onla bunu karıştırınca şu renk çıkıyorsa ara renk denmemeli bence.Hem o arada değil ki karışımın sonunda.Her şey yanlış aman Allah’ım renk dünyasının kanatlı savunucusu olacağım resmen karar verdim.Renkler beni seviyor ama sizi sevmiyor. Ayrımcılar,pisler!
 
        ***Evet!! bir de şu ara renk olayı var! O.o  Ara renk varmış,ana renk varmış.Mesela bu ara renk dedikleri renklerden birini ele alalım…hazırsanız alıyooruuum…aldım O.o …RENGİMİZ YEŞİL!!!
 YEŞİL dediğin sevimli şeker renk,MAVİ ile SARI‘nın sevişmesinden olan çocuktur! bunu aklımıza sokalım,ara renk değildir.((ayrıca tanrının da yaratırken ”ay İsrafil hadi bir maviyle sarıyı karıştır da buraları yeşil yapalım” dediğini düşünmüyorum!!! YEŞİL kendinden vardır zaten.Sadece tesadüf eseri hatta tesadüf de değil,insanların her şeyi ecik bücük incelemesinden her deliğe bakmasından oluşan bir alternatif yeşil bulma yöntemdir! Bu maviyle sarıyı karıştırma olayına  alternatif yeşil üretme yöntemi denir.Buraya kadar tamamız…
***şimdi bu renklere,sırf onu bunu karıştırınca o çıkıyor diye  ”ara renk” demek ne demek? Onun da bir yeri, bir göze hitabı var niye onu ezikliyorsun,ara renk diyorsun sen ona? Sensin ara renk! Biz sana ara insan diyor muyuz? -Demiyoruz.Sende ona ara renk diyemezsin o zaman!
 
O.o
 

…((bakın çocuğun birine ana renk-ara renk şeması bile çizdirmişler…fotoğrafa bakın…!!! ))

***önceki dersimizi de hatırlayalım arada..siyah ve beyaz gayette renktir!!!! Bu nasıl bir renk ırkçılığı ayrımcılığı…
 
 
*** Bir kadınla bir erkek yatıyor oh seviş seviş,ne çıkıyor? Çocuk çıkıyor ((çıkmadığı durumla sora ilgileniriz eğlenceli orası,şu an çemkirmem gereken noktadayız)) Hah…Sen o çıkan çocuğa ne diyorsun insan değil mi o? İnsan!…. ARA ÇOCUK o zaman o da ara çocuk işte.Yook ama insan olunca toz kondurmuyoruz. Lafa bak ara renkmiş!! Nasıl kadınla adam iş yapıyor çocuk oluyor? Maviyle de sarının sevişmesinden yeşil olur arkadaşım.Çocuk insansa yeşilde renktir.ARA mara değildir.Bu böyle bilinsin.
 
          ***Bir de okulda öğretiyorlar küçük küçük çocukların aklına giriyorlar! Yazık,kimse düşünmüyor acaba renkler üzülüyor mudur böyle deyince, itibarı sarsılıyor mudur diye !
 
ara renk yoktur,saygısızlığa uğrayan renk vardır!!
 
 

Lütfen renklere gereken değeri verelim,vermeyenleri gömelim.Onlar sevimli tatlı ve güzellik dolu hayat şekerlemeleri,onlar olmasa ne kadar sıkıcı bir hayat olurdu!!  Sırf önündeki tabelanın renginden tanıyıp bindiğimiz dolmuşlar otobüsler var.İşleri kolaylaştırıyorlar.Hayatı yaşanacak hale getiriyorlar. Düşününce duyguları olsa ara renk deyince üzülürlerdi bence.Nasıl bana biri çıkıp ara insan dese bozulacaksam onların da üzülmemesini ve bu lafları kaldırmalarını beklememeliyiz sonuçta.Beklemeyelim…Sevelim =))

 

 

aklımda deli sorular O.o

aklımda deli sorular O.o

Yakında followerlarıma çay kahve falan ikram edip…çılgınca dedikodu yapacam burda…kendilerini evde hissetsinler…kendini evinde hisset diye de bir motto atıcam ortaya süper…çok yaratıcı..dahiyane…aslında hiç değil..tamamen boş konuşma isteğindeyim şu an…okey…ımm…neyse gittim ben.bu yandaki de gamlı baykuş…tombul baykuş…adı da bayki. bay-ki …mr.ki …bunu gerçekten daha da uzatabilirdim ama ondan da vazgeçtim..çok sıkıldım şu an…öf tıs pıs ıhh ahh of.işte bu kadar.neyse..bu sefer cidden gittim.

çok tatlılar ahahaha :D

çok tatlılar ahahaha :D

***Bazen gördüğüm fotoğraflara ben bile inanamıyorum…ne ilginç ne manyak fotoğrafçılar var arkadaşım ya :D :D bunu çekmek kimin aklına nasıl nerden gelir yani….bu arada tüm fotoğraftaki bacaklarında mükemmel olması ilginç…iyi bulmuş bak adam malzemeyi de…bak adam dedim..acaba neden fotoğrafçının adam olduğunu düşündüm yani erkek?? kadında olabilir..mesela benim aklıma gelse ben çekerdim bunu :D :D eğlenceli olurdı ahuahuhaua :D :D:D arkadaş o değil de…konu kadınsa…herkesin ilgisini çekebilir…şüphesiz dünyadaki en çekici varlık…hepimiz hemfikirsek dağılın!

çok tatlılar ahahaha :D

ben sizi sevdim bacaklar… :D bu fotoğrafınızı sevdim.. :D